Yassılıktan Demokrasiye Geçişin İsmi Yassıada

Yakın tarih siyasetinden bahsederken çok sık adı geçen Yassıada, ufak bir ada olmaktan çıkıp neden siyasetin kirli oyunlarına bulaştı? O’nu sürekli gündeme taşıyan konular nelerdi ve ismi Yassıada’yken neden Demokrasi ve Özgürlük Adası gibi bir isme dönüştürüldü? gibi sorulara cevaplar bulmaya, merakı gidermeye geldik. Hazırsanız, başlıyoruz.


Tamamen coğrafi şeklinden kaynaklanan bir ismi vardı Yassıada’nın. Çünkü diğer adalara istinaden üst yüzeyi yassıdır. İstanbul’un biraz uzağında yer alan ama İstanbul’a bağlı olan Prens Adaları’ndan biridir. Aslında Hayırsızada olarak bilinen iki adanın yassı olanıdır. Diğeri de Sivriada’dır. Sanırım isimlerine Hayırsızada denmesinin tek sebebi, yapıları gereği kamulaştırılamamasıdır.

Eni 185 m, boyu ise 740 metredir. Arazisi düz olan adanın yüzölçümü ise 18.3 hektardır.


Doğu Roma İmparatorluğu Dönemi’nde sürgün yeri olarak kullanılmış ve Bizans İmparatoru Theofilos tarafından Platea Manastırı inşa edilmiştir. Manastırın alt bölümlerine de çeşitli zindanlar yapılmıştır. Yassıada, çeşitli dönemlerde Latinlerin ve Rusların işgallerine uğramıştır. İstanbul’un Fethi’nden sonra uzun bir süre kimse ilgilenmemiş kendi başına bırakılmıştır.


Taa ki 1859 yılında İstanbul Sefiri İngiliz Sir Henry Bulwer adayı satın alana kadar. Adanın burçlarına kale görünümlü garip bir köşk yaptırmış. Sonrasında adanın çeşitli yerlerine bahçeler ve limonluklar yaptırmış. Bir süre sonra kendisi rahatsızlanınca İngiltere’de adayı satışa çıkarmış. Ancak bu durum Osmanlı Devleti tarafından hoş karşılanmamış ve bir şekilde bu fikirden kendisi vazgeçirilmiş. Rivayete göre adada bir lahit içerisinde mücevherlerin bulunmasıyla Osmanlı Devleti, adanın bir Türk’e satılması konusunda Bulwer’e ısrarcı olmuş ve ada Mısır Valisi İsmail Paşa’nın ilgisini çekmesi üzerine İsmail Paşa’ya satılmış. Bir süre sonra bu adadan sıkılan İsmail Paşa, adayı atıl bırakmış ve 1947 yılında Deniz Kuvvetleri tarafından satın alınmış. Eğitim merkezi kurulmuş. Yemekhanesinden, silahhanesine, buz deposuna kadar çok çeşitli binalar yapılmış.


Çok uzun yıllar atıl kalan ada için artık heyecanlı zamanlar başlamış. Çünkü adaya asıl şöhretini veren 27 Mayıs Darbesi sonrası mahkemeler kurulmuş ve tüm yargı süreci Yassıada’da gerçekleşmiş. 27 Mayıs 1960 sonrası başlayan Yassıada Yargılamaları boyunca tüm davalar adada görülmüş ve infaz işlemleri ise İmralı Adası’nda gerçekleştirilmiştir.


Başbakan Adnan Menderes ve hükümet üyeleri Fatin Rüştü Zorlu ile Hasan Polatkan’ın infazına karar verilen ada artık Türk siyasetinde önemli bir yere sahip olmuş. Neden mahkemelerin Yassıada’da yapıldığıyla ilgili net bir açıklama olmasa da tahminler mevcut. En akla yakın olanı ise herhangi bir yerleşim yeri olmadığı için son derece korunaklı ve İstanbul’a yakın olmasıdır.


Yassıada Yargılamaları bitince ada yine Deniz Kuvvetlerine bırakılmış. 1993 yılında ise İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’ne tahsis edilmiştir. 1995 yılında adayı terk eden İstanbul Üniversitesi sonrası ise ada tamamen atıl kalmıştır.


Marmara Denizi’nin tek balık çiftliği bulunan Yassıada, 2013 yılında bir açık hava müzesi haline getirilip Yassıada ismi yerine Demokrasi ve Özgürlükler Adası olarak anılmaya başlanmıştır. Adnan Menderes ve arkadaşlarının yargılandığı mahkeme salonlarının bulunduğu müze pazartesi günleri hariç açık ve gezilebilir durumdadır.


Aynı zamanda geçmişte insanların yargılandığı ve şu an demokrasi ile anılan Yassıada adeta bir turizm cennetine dönüşmüş durumda. Yassıada’yı ziyaret etmek isteyenler, adanın orta yerine yapılan Katre Island Hotel’de konaklamak isteyebilirler. Gerçi şu an hizmet dışı ama olsun.

İlgili Yazılar

Hepsini Gör