Öldükten Sonraki Konum Adı; Mezar Taşları

İnsanlar olarak dünyada bulunduğumuz her anı bir törene, kutlamaya ve hatta seremoniye çevirmeye bayılıyoruz. Var olduğumuz her günü kutlarken, ölümümüzle beraber de kutsal törenler düzenliyoruz. Her inancın farklı cenaze ritüelleri var ama tek bir şey ortak; Mezar Taşları.


Mezar taşları geçmişten geleceğe ölenlerin mesajları iletme konusunda etkili olan önemli bir iletişim aracı olarak görülür. Aynı zamanda ölen kişilerin bu dünyada geçtiğine dair bir kanıt niteliğindedir adeta. Bulunduğu ülkenin, çevrenin ya da toplumun adetlerini, inançlarını, sanat geleneklerini ve sosyokültürel özelliklerini de yansıtırlar. Kısacası bulunduğunuz bölgedeki mezar taşlarına bakarak hangi topluluğa ait bir mezarlığa baktığınızı rahatlıkla anlayabilirsiniz.



Bütün kültürlerde mezar taşlarının bulunmasının tek sebebi, ölen kişinin cesedinin yerini tespit etmek için önemli bir semboldür. Arşiv niteliği taşıyan mezar taşları, bulundukları kültürlerin geçmişinden de günümüze izler taşır ve bir kitabe görevi görür.


İlk çağ mezar taşlarında insan figürleri ve koç/koyun gibi hayvan heykelleri bulunur ve bu durum İslamiyetin doğuşuna kadar devam etmiştir. İslamiyetin etkisiyle değişen kültürle beraber mezar taşlarındaki figürler de değişmiş, figürlerin yerini Kur'an'dan ayetler almıştır. Özellikle İslamiyetin doğuşu mezar taşlarında çeşitli farklılıklar yaratmıştır. Kutsal sayılan ayetler ve motifler mimari süslemeler olarak mezar taşlarına işlenmiştir.


Mezar taşlarının özellikle kamuya açık alanlarda bulunmasından dolayı, zaman içinde harap olabilir, yıpranıp yok olabilir. Tarihin, kültürün kalıcı olması için mezar taşlarını korumamız gerekmektedir.