Korsenin İnovasyonu; Sütyen

Yazıya başlamadan önce araştırma yaparken birçok kaynakta minnetle anıldığını gördüğüm, ancak kadınlar için velinimet mi yoksa baş belası mı olduğuna hala tam olarak karar veremediğim sütyen nedir?


Sütyen; kadınların meme ve göğüs bölgesini örtmek, kaldırmak veya desteklemek amaçlı kullanılan bir iç çamaşırı türü. Tabii ki bu sözlük anlamı. Birçok kadın için farklı anlamları mevcut. Gerçekten kimisi derin bir nefret beslerken kimisi aşk yaşıyor. Peki kim, neden böyle bir iç çamaşırına ihtiyaç duydu? Neden var olması gerekti?

Tarihe uzandığımızda ilk kez 1300’lerde bir kadın atletin, vücudunu bandaj ile kapatmasıyla böyle bir ihtimalin varlığıyla tanışıyor insanlar. Bandajın kullanılma sebebi koşarken atlete kolaylık sağlamak olsa da olay ister istemez saklama, kapatma noktasına varıyor. Ama bandaja bir basamak atlatan ve bir güzellik ya da seksepalite objesi haline dönüştüren kilometre taşı aslında 1500’lerde korsenin kadınların hayatına girmesiyle mümkün oluyor.


Özellikle kraliyet filmlerinden çokça aşina olduğumuz korsenin anavatanı Fransa’ydı ve amacı; kadınları sanki bir ters koniymiş gibi göğüslerini dik, belini ince göstermekti. 400 yıl süren korse kuşağında kadınlar dik ve cazibeli memeler için çokça acı çekmeyi kabullenmişlerdi.


Neyse ki 1869 yılında Herminie Cadolle isimli bir kadın, hemcinslerinin acısına son vererek korseyi iki ayrı iç çamaşırı haline getirdi ve böylece günümüzde sütyen formunun ilk adımları atılmış oldu. 1905 yılı itibariyle ise sütyen korsenin alt tarafından bağımsız olarak tek başına satılmaya başlandı. 1907 yılında Vogue dergisi ilk kez İngilizce’de sütyen anlamına gelen ‘Brassiere’ sözcüğünü kullandı. 1911 yılında ise bu kelime, Oxford İngilizce Sözlüğü’ne eklendi ve hayırlı olsun; artık sütyen resmi olarak kayıtlardaydı.


Her ne kadar sütyen korseden ayrılsa da hala korsenin bir parçası gibiydi ve sert balina kemikleri kullanılmaya devam ediliyordu ki bu da can yakmaya devam ettiğinin kanıtıydı. Sütyeni icat eden kadın olarak dünya tarihine adı yazılan Mary Phelps Jacob ise ilk modern ve rahat sütyeni üretti. Bir çift ipek mendil ve birkaç kurdele ile yapılmış haliyle hızlıca ve kolaylıkla benimsendi.


Günümüzde tipik bir sütyen, gövdeyi saran, omuz askılarıyla tutulan iki göğüs kupası ile desteklenen göğüs bandından oluşur. Genellikle de arkadan kopça ya da kanca ile kapanır. Birçok stili olmasıyla beraber tasarımı da sıklıkla değişebilir.


Dünya çapında sütyene yılda yaklaşık 16 milyar dolar harcanıyor. 16 milyar harcanmasını protesto edip sütyen kullanmama düşüncesini dile getirdiğinizde feminist bir duruşta bulunmakla itham edilebilirsiniz. Ancak sütyenin özellikle ergenlik dönemindeki kız çocuklarında, yetişkinliğe geçişi sembolize ettiği de ne yazık ki bir gerçek.


Günümüzde sütyen takılmasının yaygın inanışlarından biri ise yaş ilerledikçe kadınları rahatsız edecek bir boyutta memelerinin sarktığına inanmalarıdır. Özellikle 1950’lerde yayınlanan makalelerde doktorlar, memenin anatomik yapısının desteklenmesi gerektiğini yoksa kas dokusunun zayıf düşeceğini savunarak sütyen takılmasını desteklediklerini dile getirmişlerdir. Ancak bilimsel olarak bakıldığında meme sarkmasını etkileyen temel faktörler sigara içimi, gebelik sayısı, yerçekimi, daha yüksek vücut kitle indeksi, daha büyük sütyen ölçüsü ve sık kilo alıp vermedir.


Son zamanda özellikle evlerde daha fazla vakit geçirilmesi, sütyenin gittikçe rahatsız bir giysi haline gelmesi ve dünya genelinde daha fazla kadının sütyensiz oluşu ile kadınların tercihi artık giymeme yönüne doğru değişmeye başlamıştır.


Bilimsel olarak takılması konusunda net bir karar olmasa da sütyen kullanımı tamamen kişisel bir tercihtir. Kim nasıl rahatsa, kim neyi tercih ediyorsa bu şekilde kullanmaya devam etsin en güzeli.

İlgili Yazılar

Hepsini Gör