İstiklal'de Tarihin Mimarı; Atlas Pasajı

İstanbul'un ruhu İstiklal Caddesi'dir biliyorsunuz. İstiklal'de muhteşem bir tarihi yapı Atlas Pasajı. Adeta tüm tarihin tanığı. İstanbul ve Türkiye için muhteşem bir değer ve kesinlikle görülmesi gereken bir yapı. Bırakın turistleri, onlar zaten görürler, ancak biz İstanbul'da yaşayıp kapısına uğramamış milyonlara sesleniyoruz.


Atlas Pasajı'ndan bahsedeceğiz size, hem de en güzel kaynağından alıntı yaparak. Yenilenen yüzüyle Atlas Pasajı; size, tarihini göstermek için beklerken gelin kendisini tanıtsın;

"Merhaba, Ben Atlas Pasajı, tabii şimdiki adımla. Osmanlı zamanında Sultan Abdülaziz döneminde, 5 Haziran 1970'te Beyoğlu'ndaki o korkunç yangından sonra dönemin başarılı iş insanlarından Agop Köçeyan, o günkü ismiyle Cadde-i Kebir, ve hatta adı Grand Rue de Pera, üzerinde bulunan alana kışlık bir konak olarak yaptırdı beni. Yani hayata gelmeme vesile oldu. Tarihi, bu güzel caddede yaşamamı sağladı. Daha sonra Agop Köçeyan beni Taksim Vosgeperan Ermeni Kilisesi'ne hediye etti. 1940'larda, ki o yılların tadı ayrıdır, iki kardeş beni kullanmaya başladılar; Aziz ve Ahmet Borovalı kardeşler yeni sahiplerim oldular. 1948 yılında cadde ve İstanbul'un kültür-sanat dünyasına iyice yön vermeye başladım. Arka tarafımda bulunan bahçe alana "Atlas Sineması" inşa edildi. Hemen ardında da 1951 yılında 2. katımda bulunan yere muhteşem bir tiyatro sahnesi yaptılar. Bilen bilir; Küçük Sahne. Küçük Sahne perdelerini 13 Nisan 1951'de büyük usta Muhsin Ertuğrul'un yönettiği "Fareler ve İnsanlar" oyunuyla açtı. Arka tarafta sinema, üst katta tiyatro ile ben daha çok ben oldum. Her yanım eğlence ve paylaşmayla doluydu. Halkın her kesimi ile kucaklaşmaya başladım. Küçük çocuklardan heyecan ve öğrenme şevki alırken, yaşlanmış ve her yanı tecrübe olan dostlarımdan da daha çok tecrübe edindim. 1970'li yıllarda Cevher Özden denilen bir para babasına devredildim. Ondan sonra hayat benim için biraz kötüye gitti. Kendisi Türkiye'ye bankerliği getiren kişi ve belki de binlerce insanın umudunu çalan kişi. Neyse, uzunca bir süre kapıma kilit vuruldu. Evet hayata küstüm o dönemlerde. 1985 yılında Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi'ne devredildim, sonra da 1989 yılında Türker İnanoğlu satın aldı beni ve en sonunda 1992'de yılında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na geçiş yaptım. İyice temizlendim, paklandım ve insanlara kapılarımı yeniden açtım. Tekrar tiyatro, sinema ile sizlerle buluştum. Ayrıca tabii ki esnaf kardeşlerimle beraber ekmek parası peşinde koştuk. Sayısız eyleme, hak ve adalet arayışına şahit oldum. 2019-2020 yıllarında ise çok büyük bir yenilenmeye gittim. Temizlikten ziyade restore edildim, biraz makyajlandım ve şimdi sizi tekrar bekliyorum. Artık tiyatrodan yoksunum yalnız. Küçük Tiyatromu kapattılar ama İstanbul Sinema Müzesi ve Atlas Sineması ile sinemaya ışık tutmaya devam ediyorum. Tabii pasaj kısmımda alışveriş devam ediyor. Gelin dostlar, gelin ve tarihi beraber yazmaya devam edelim."


İşte böyle. Atlas Pasajı size sesleniyor. Kim olduğunu kısaca böyle anlatıyor. Gidin ve Atlas Pasajı'nı hissedin, havasını soluyun. Kendisini size anlatsın. İstiklal Caddesi'nde büyük bir tarih sizi bekliyor.