Güzel Şeylerin Çirkin Tarihi; Aynalar

Her gün geçip kendimize baktığımız, gördüğümüz şeyin ruh halimize göre değiştiğine inandığımız aynalar. Aslında tamamen bir yanılsama.

Ayna; bundan 8000 yıl önce ilk kez obsidyen taşı ile Anadolu'da keşfedildi. Volkanik patlamalar sonucu lavların soğuması ile elde edilen obsidyenler aslında bir doğal camdır. Nemrut Dağı, Hasan Dağ, Ağrı Dağı, İkizdere, Sarıkamış gibi Anadolu'nun birçok yerinde oldukça fazla obsidyene rastlanır. Bu yüzden binlerce yıl işlenmiş obsidyen ihraç edilmiştir.


Dünyanın en eski aynası, arkeolog James Mellaart tarafından Çatalhöyük'te bulundu. M. Ö. 6000 yılında, obsidyenin bir yüzeyi parlatılarak yapılan ayna Anadolu Medeniyet Müzesi'ndedir. Obsidyen ayna örnekleri ise ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.

Obsidyenin olmadığı Mezopotamya'da ise ilk ayna M.Ö. 4000 yılında parlatılmış bakırdan yapıldı. Çinliler ise M.Ö. 2000 yılında bronzu parlatarak ilk aynayı elde ettiler. Bakır ve bronzun olmadığı yerlerde ise suyla dolu kaplar ayna yerine kullanılırdı. Parlatılmış sert taşların da suyla ıslatılarak ayna olarak kullanıldığı bilinmektedir. Camın keşfedilmesi ile cam aynaların üretimine bir adım daha yaklaşılmış oldu. Metal bir boru ile üfleyerek işlenen camın, balon halini almasıyla içerisine eritilmiş kurşun, kalay gibi metallerin karışımı ile kaplanarak ilk cam aynalar 1300'lü yıllarda icat edildi. Cam balon kesilerek küçük tümsek aynalar yapılıyordu.

Orta Çağ’ın sonuna doğru, cıva ile kalayın karışımından elde edilen amalgam ile kaliteli aynalar üretildi. Aynanın arkasını kaplayan karışım %75 kalay ve % 25 cıvadan oluşuyordu. Venedik’te 1500’lü yıllarda ilk kez düz cam aynalar yapıldı. Önce mermer bir masaya, ayna yapılacak camdan biraz büyük kalay levha konulurdu. Levhanın kenarları çıtalarla çevrilerek cıvanın akması önlenirdi. Daha sonra kalay levhanın üzerine cıva dökülürdü. Ardından cam bu yüzeye bırakılınca cam, cıva üzerinde yüzmeye başlardı. Fazla cıvanın akması için yan çıtalardaki tıkaçlar açılırdı. Camın üzerine ağırlık konularak cam ile amalgam arasında boşluk kalmaması sağlanırdı. Üç dört hafta sonra, arkası koruyucu boyayla kaplanıp satışa sunulan bu aynalar çok pahalıydı. Zenginler, ünlü ressamların tablosundan daha yüksek fiyatla bu aynaları satın alırdı. İngiltere kralı VIII. Henry’nin pahalı ayna koleksiyonu vardı. Avrupa’da bazı din adamları aynanın arkasında şeytan olduğunu ve aynadan dünyayı izlediği iddiasıyla aynayı yasaklamıştı. Kırılan ayna yedi yıl uğursuzluk getirir inancı ise çok eski ve yaygındır.

Cıva sağlığa zararlı olduğu için yeni ayna formülleri aranmaya başlandı. Gümüş ve aldehitlerle ayna yapmayı 1835’te Alman kimyacı Joseph von Liebig buldu. Liebig’in tekniğini günümüzde halen kullanan fabrikalar var. Bu formülle ayna yapmak için gümüş nitrat, sodyum hidroksit, toz şeker ve amonyak kullanılır. Gümüş nitrat ve sodyum hidroksit, iki ayrı kapta saf suyla çözülür ve sonra karıştırılır. Oluşan koyu renkli çökelek, az miktarda amonyak eklenerek tekrar şeffaf hale getirilir. Karışıma toz şeker atılır ve karıştırılarak çözülür. Ayna yapılacak camın bir yüzü bant veya parafinle kaplanıp çözeltiye daldırılır ve karışım kaynamayacak şekilde ısıtılır. Karışımın yapıldığı kap cam ise, kabın iç yüzeyi de içindeki camın bantsız yüzeyi ile birlikte gümüşle kaplanıp ayna formunu alır. Bu işi evde yapmak tehlikelidir. Laboratuvarda tecrübeli bir kimyacı ile birlikte yapılmalıdır.

Modern fabrikalarda, gümüş veya alüminyum vakum altında ısıtılıp buharlaştırılarak camın yüzeyi kaplanıp ayna yapılır. Çizilmemesi için camdaki gümüşün üzeri önce bakır sonra koruyucu boya ile kaplanır. Aynayı bakırla kaplamak için iki çözelti kullanılır. Birincisi bakır sülfat, sülfürik asit ve saf suyla hazırlanır. İkincisinde sadece toz halde çinko metal tozu ve su vardır. İki çözelti aynı anda aynanın arkasına püskürtülünce oluşan metalik bakır, gümüşün üzerini kaplar. Ayna, 50-100 atom kalınlığında kaplanarak ışığın sadece bir kısmının geçmesini sağlayan tek yönlü aynalar vardır. Bu aynalarla psikologlar, hastalara görünmeden onları izleyebilir. Teleskop aynaları, vakum altında altın, gümüş veya alüminyumun buharlaştırılmasıyla yapılır. Camı kaplayan metalin kalınlığı çok hassas şekilde kontrol edilebilir. Yüksek çözünürlüklü televizyon ve projektörlerde yüz binlerce mikroskobik boyutta ayna kullanılır. Lazerlerde kullanılan özel aynalar da buharlaştırma tekniğiyle yapılır.

Aynaları, binlerce yıl basit amaçlarla kullandık ama günümüzde yüksek teknolojiyle üretilen aynalar uzay ve elektronik teknolojisinin hızla gelişmesini sağladı.

  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

Online Kültürel Dergi formu ile hayatın içindeki O ŞEY!