Dünyanın Sonunu Getiren Materyal; Çöp

Son zamanlarda gündemimizi epey meşgul eden konulardan biri olan çöpün tarihçesini ve neden gündemimizi meşgul ettiğini hiç merak ettiniz mi? Her şeyin başı merak diyerek başladım araştırmaya.

Sözlük tanımına göre çöp, işlevini yitirmiş ve kullanılamaz her türlü materyale verilen genel addır. Yediğimiz, içtiğimiz gıdaların üretim ve imalat kısmından arta kalan her şeyden tutun da artık kullanmadığımız atıl durumda olan her şey çöp olarak nitelendirilir. Bir diğer bakış açısına göre de çöplük olarak nitelendirilen yerlere bırakılan her şey çöptür.

Çöplerin birleşip dünyayı ele geçirmesi ise artık olağan bir durum olarak düşünülmekte. Çünkü insanoğlu olarak özellikle son 50 yılda dünyayı hızla kirletiyor ve geri dönüştürülemez bir şekilde yok ediyoruz.


Çöpün de bir tarihçesi var ve ne yazık ki insanlığın doğuşu ile başlamıştır. Mağaralarda yerleşik yaşama geçilmesiyle beraber çöp de varlığını gösterir. M.Ö 3000 yılında Girit Knossos’ta insanlar çöplerini saklamak için derin çukurlar kazarlar ve daha sonra üzerlerini toprakla kaplarlar. Yine Yunanistan’da çöple ilgili ortaya çıkarılan ilk düzenleme gerçekleşir ve sokağa çöp atmak yasaklanır. Bunun yerine hastalıkları önlemek ve yasal düzenlemeyi korumak için çöpleri şehirlerin bir mil uzağına taşınması ve boşaltılması planlanır. İlk şehirler çöp sorununu ciddi bir şekilde ele alırlar. Çünkü şehirler oluştukça ve yerleşimler kalıcı hale gelmeye başladıkça çöp sorunu da büyümektedir. Ama çözümü hep aynı bulmuşlardır. Şehrin uzağına çöpleri bırakmak. İşte günümüzde de çok değindiğimiz çöp dağları böyle oluşmuştur ve yok olmaya pek niyeti yoktur.



Çevre ve insan sağlığını giderek tehdit etmeye başlayan çöp yığınları ya da dağları karşısında çözüm arayışları da yerel yönetimlerin gündemine girmiştir. Çöp sadece katı değildir ve sıvı ve gaz gibi kimyasal da olabilir. Çöpler kökenine göre değil türüne göre ayrılır. Çöp doğal, sentetik, tek, karışık, mineral de olabilir. Tehlikeli ya da tehlikesiz olabilir.


Çöp üretimi endeksi, kişi başına düşen belediye atıklarını kapsıyor. Bunlar plastik, gıda ve tehlikeli maddelerden oluşan katı atıkları kapsıyor. Belediye katı atıkları, yerel yönetimlerin evler, kurumlar ve ticari kaynaklardan topladığı çöpleri ifade ediyor. Endekse göre, dünya genelinde her yıl 2,1 milyar ton çöp üretiliyor ve bunların sadece yüzde 16'sı geri dönüştürülüyor. Çöplerin yüzde 46'sı geri dönüştürülemeyecek şekilde atılıyor. Çin ve Hindistan'ın toplam nüfusu küresel nüfusun yüzde 36'sını oluşturuyor. İki ülkenin ürettiği toplam çöp oranı ise yüzde 27. ABD, tek başına dünyadaki çöplerin yüzde 12'sinden sorumlu. Dünyada geri dönüşüm kapasitesinden daha fazla çöp üreten tek zengin ülke de ABD. Bu tarz durumlarda da ya Asya ülkelerine ya da bizim gibi Ortadoğu ülkelerine gönderiliyor bu çöpler. Özellikle de plastik gibi dönüştürülemeyen çöpler gönderiliyor.


Çöp konusunu gündemimize taşıyan İngiltere’deki bir süpermarketten alınan poşete takılan takip cihazı ile o poşetin 3200 kilometre yol kat ederek ülkemize, Adana’ya gelmesi ile aslında Avrupa’nın dönüştürülemeyen plastiklerinin çöp konteynırı olduğumuzu kanıtlamış olduk.


Peki, neden bu çöpler ülkemize geliyor?


2017 yılından itibaren devletin verdiği teşvik ile özellikle Adana bölgesine çok sayıda geri dönüşüm tesisi olarak da adlandırılan plastik organize sanayi bölgeleri kuruldu. Burada yer alan firmalara, yatırım teşviki verildi, ithalat yapanlara vergi muafiyeti getirildi, ithal ettikleri atıkların vergisini devlet ödemeye başladı. Bu teşvikler ya da yüreklendirmeler sayesinden de dünyanın çeşitli ülkelerinden çöpler, ülkemize gelmeye başladı. Çünkü büyük firmaların yanı sıra merdiven altı birçok firmada türemiş oldu. Ülkemizde 2020 yılında yaklaşık 140 milyon dolarlık plastik atık ithalatı yapıldı. Bu konunun son zamanlarda çok sık gündeme gelmesi ve eleştirilmesinden dolayı da 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren de özellikle karışık toplanmış ve evsel atık bulaşma riski taşıyan plastik atıklarının ithalatı yasaklandı. Yasaklanmayanlar ise denetime tabii tutuldu.



Ülkemizde belediyecilik eleştirilirken sık sık gündeme gelen çöp dağlarından bahsetmemek olmaz. İlk metropol olan Atina’da da yapıldığı gibi hala çöpler, şehir merkezinin dışında kurulan çöplüklere bırakılıyor. Bu çöplüklerin öbekleşmesi ile de çöp dağları meydana geliyor. Çöplerin kendi içerisinde kaynaşmayı ile oluşan metan gazı ile de yüksek ölçekli patlamalar oluşuyor. Geçmiş yıllarda sık sık haberlerde gördüğümüz çöplük patlamalarının sebebi tam olarak buydu. En bilinen çöp patlaması; Ümraniye çöp patlaması olup 28 Nisan 1993 tarihinde İstanbul'un Ümraniye ilçesi Hekimbaşı çöplüğünde biriken metan gazının patlaması sonucu meydana gelen faciadır. Olayda 39 kişi öldü, 12 kişi kayboldu. Kaybolan 12 kişinin cesedi ise bulunamadı.


Her zaman çöp ile karıştırılan atık kavramı ise daha çevre dostudur diyebiliriz, çünkü bazıları yeniden dönüştürebilir. Atık; üretim ve tüketim faaliyetleri sonrasında oluşan ve doğaya bırakılması insan ve çevre sağlığına zarar verecek türdeki maddelere denir. Atıklarda yapmamız gereken şey, çöplerimizi atarken ayrıştırmak. Çünkü evsel atık, tıbbi atık, endüstriyel atık gibi çeşitleri bulunmaktadır.


Yeniden değerlendirilme imkânı olan atıkların çeşitli fiziksel ve/veya kimyasal işlemlerden geçirilerek ikincil hammaddeye dönüştürülerek tekrar üretim sürecine dâhil edilmesine geri dönüşüm denir. Geri dönüşümde amaç doğal kaynakların lüzumsuz kullanılmasını önlemek ve çöp miktarının azaltılması olarak özetlenebilir. Kağıt, plastik, alüminyum, cam, piller gibi materyaller tekrar dönüştürülebilen ürünlerdir.


Daha az atık çıkarmak için ne yapabiliriz?


  • Geri dönüşümü mümkün olan ürünler kullanabiliriz.

  • Paketlenmiş ürünlerden uzak durabiliriz.

  • Poşet yerine bez çanta taşıyabiliriz.

  • İhtiyacımız olmayan kullanmayacağımız şeyleri satın almamalıyız.

  • Tek kullanımlık ürünler yerine tekrar tekrar kullanabileceğimiz ürünleri tercih edebiliriz.

  • Özellikle plastik kullanımından olabildiğince kaçınmalıyız.

İlgili Yazılar

Hepsini Gör