Cebimizdeki Paranın Düşmanı, Enflasyon

Son günlerde sıklıkla duyduğumuz bir terim var; Enflasyon. Zam kelimesiyle kankalar. Biri olmadan diğeri olmuyor ne yazık ki. Keşke hiç bilmek zorunda olmasak bu kavramları ama gelin bir bakalım neymiş enflasyon? Neden böyle bir kelime çıkmış ortaya? İlk ne zaman çıkmış ve neden şu an ülkemizin gündeminde?


Enflasyonun sözlük tanımı; mal ve hizmetlere dair fiyat düzeyinin yükselmesi sebebi ile paranın satın alma gücünde meydana gelen düşüşü ifade eder. Burada etkileyici unsur sadece belirli mal ya da hizmetlerin fiyatlarında meydana gelen artış değil, mal ve hizmetlerin genel fiyat düzeyinin artış göstermesi sonucu alım gücünde meydana gelen azalmadır. Dikkat edilmesi gereken bir diğer unsur da enflasyonun söz konusu fiyatların bir seferlik artışı olmadığı, bu artışın süreklilik arz etmesi hali olduğudur.


Enflasyon kavramının daha iyi anlaşılabilmesi için bir örnek vermek gerekirse, bir sene önce yaptığınız market alışverişinde harcadığınız tutarın 50 TL olduğunu varsayalım. Bu alışverişten bir sene sonra aynı ürünleri marketten 100 TL’ye alabiliyorsanız bu, yıllık enflasyonun oldukça yüksek olduğunun göstergesidir. Yani bu, bir sene içerisinde artan mal fiyatları ile alım gücünün düştüğünü gösterir.


Avrupa’da ilk enflasyon örneği tefecilerden kaynaklandığı ve hatta İspanya’yı 1550’lerde de fakirleştirdiği bilinir.

Osmanlı Devleti'nde metal paranın kullanılmakta olduğu yükselme döneminin sonlarında (1585) tağşiş adı altında ilk enflasyonun başladığı görülmektedir. Duraklama ve gerileme dönemleri boyunca Osmanlı’da enflasyonun devam ettiği anlaşılmaktadır.


Merkez Bankası’nın web sitesindeki açıklamaya göre bir ekonomide enflasyonun oluşabilmesi için 4 temel sebebin gerçekleşmesi gerekiyormuş;


Talep Enflasyonu - Maliyet Enflasyonu - Para Arzı - Enflasyon Beklentileri


Talep enflasyonu, alım gücümüzün yükseldiği ama piyasada üretimin, malın hizmetin düştüğü durumlarda olan bir sebep ki genelde ekonominin toparlandığı dönemlerde görülür.



Maliyet enflasyonu ise tam tersi olarak petrol ve gıda gibi emtia mallarının fiyatlarının yükselmesi veya üretim maliyetlerinin artışından kaynaklıdır. Bu durumda toplam arz azalır ve fiyat yükselir.


Enflasyon beklentileri sebebi ise daha birkaç hafta önce karşılaştığımız yağ fiyatları ve stok durumunun birebir örneğidir. Zira enflasyonun geleceğini düşünüp nasıl olsa fiyatı artacak diyerek malın normalden fazla arz edilmesidir ki gördüğümüz üzere satışlardan ötürü ayçiçek yağı hem kapışıldı hem de fiyatı arttı.

Fiyatlardaki artışa bağlı olarak enflasyon türleri de vardır;


Ilımlı enflasyon: Genel fiyat artışlarının düşük düzeylerde gerçekleştiği ve enflasyon beklentisinin meydana gelmediği durumlar için kullanılan bir terim. Ilımlı enflasyon, sürünen enflasyon olarak da adlandırılabilir. Zamana ve mekana bağlı olarak her ekonomi için farklı bir orana işaret edebilecek Bu tür bir enflasyonun ekonomiye olumsuz etkileri olmaz.


Yüksek enflasyon: Bu enflasyon, ekonomiyi zarara uğratabilen bir türdür. Bu enflasyon türünde piyasaların işleyişi bozulabilir, gelecek hakkında yüksek belirsizlikler söz konusu olabilir, paranın bir değer ölçüsü ve tasarruf aracı olma özelliği büyük oranda zayıflayabilir.


Hiperenflasyon: Çok yüksek oranda meydana gelen bir enflasyon türüdür. Paranın fonksiyonlarını yitirmesine sebep olan hiperenflasyonun özelliği, piyasa işlemlerinin ulusal parayla değil, döviz üzerinden yapılmasıyla sonuçlanması ve ulusal para sistemini çöküşe uğratmasıdır. Genelde ülkenin çok ağır koşullardan geçtiği dönemlerde meydana gelir ve bu ülkeler yeni para birimine geçmek durumunda kalabilir.


Enflasyonun aynı zaman birçok olumsuz etkileri de mevcuttur. Bunların başında ise gelir dağılımı eşitsizliği geliyor ki minimum 10 senedir ülkemizde sık sık karşılaşılan bir durumdur. Çünkü artık yoksul daha yoksul, zengin daha zengin durumu ne yazık ki sürekli karşımıza çıkmaktadır.


Resmi istatistik kurumları aylık periyotlar ile fiyat değişimini gözlemlemek için marketler, benzin istasyonları, muayenehaneler, hizmet sağlayıcıları ve buna benzer pek çok alanda inceleme yapar. Oluşturulan endeksler ile enflasyon hesaplamaları yapılır. Bu hesaplamalar sonucunda da Mart ayı enflasyonu bir önceki yıla göre %61,14 artış göstermiş demektir. Bu oran son 20 yılın en yüksek oranı olarak açıklandı ve halk olarak ne yazık ki alım gücümüz günden güne yok olmakta.


Bu durumda gelirimizi arttırmamız ve çeşitlendirmemiz gerekiyor ki enflasyonu azda olsa kendi ev ekonomimizde hissetmeyelim. Tabii ki maaşlı çalışan biri için zor ama şu an bir şekilde kendimizi ve cebimizdeki parayı korumamız gerekiyor.

İlgili Yazılar

Hepsini Gör